Makina İhracatında 8 Aylık Durum Değerlendirmesi

20.9.2021 10:21:07

Makina ihracatında 8 ayda 15 milyar dolar gelir elde edildi. Makina İhracatçılar birliğinden yapılan açıklamada yılın ilk 8 ayında ülkenin serbest bölgeler dahil makina ihracatında 15 milyar dolarlık rakama ulaşıldı. Bu rakamla 2020 yılının aynı dönemine göre yüzde 32,5 artış sağlanmış oldu.

Ağustos’ta Almanya, Birleşik Krallık ve ABD’ye yapılan makine ihracatı 500 milyon dolara yaklaştı. Makinecilerin bir önceki yılın aynı ayına kıyasla ihracattaki artışı Fransa’da yüzde 96’yı, Rusya’da yüzde 63’ü aştı.

Makina ihracatındaki bu yükselişin sebeplerinde sadece pandemi etkisinin baz alınamayacağını belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı açıklamasında gelişmiş ülkelerin henüz 2019 yılını yakalayamadıklarına da değindi.

Sözlerine “Üstelik bu sıkıntıyı, emtia ve lojistik maliyetleri nedeniyle fiyatlarda meydana gelen ciddi artışa rağmen yaşıyorlar. Çünkü dünyada ihraç edilen makine miktarı 2019'un hâlâ çok gerisinde. Fakat biz rakip ülke sektörlerinden hızla ayrışmaya ve dünya makine ticaretindeki payımızı artırmaya devam ediyoruz. İlk 8 aylık ihracatımız 2019’un yüzde 18,4 üzerinde. Kişi başı ortalama olarak dünyada kalkınma stratejisi içinde makineye en büyük önceliği veren ülke Çin ve biz. Çin’e yakın seviyede makine ihracatı yapıyoruz.” diyerek devam etti.

ABD, Çin ve AB’nin yeni dönem planlarının ülkemize yansımasını da değerlendirdi. Rusya’nın konumunun bu süreçte özellikle ticari ve teknolojik iş birlikleri açısından önemini arttırdığını belirten Karavelioğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

"Çin yerlileşme konusunda tedbirlerini sıkılaştırarak yabancı sermayeli şirketleri giderek daha fazla dışlayan bir kalkınma stratejisine yöneliyor. Vergi artırımı ile ticaret ve sermaye savaşlarına devam eden ABD kanadı ise üretimde hız kesmemeye çalışıyor. Giderek derinleşen kamplaşmada Rusya, yapacağı tercihlerle, kendisine ticari ayrıcalıklar tanıyacak karşılıklar dahi bulabilecektir. Bizim için bu ayrışmada stratejik merkez Avrupa Birliği. Çünkü dış ticaretinin yüzde 65’ini kendi içinde yapsa da AB için tedarik güvenliği ve yakın coğrafya yatırımları özellikle ikiz dönüşüm kulvarında en hassas konu haline geldi. Makinelerimize giderek artan rağbetin gerisinde, bizim de arzu ettiğimiz şekilde istikrarlı ve sürdürülebilir ilişkiler kurmak tercihi yatıyor.”

Karavelioğlu ayrıca küresel güçler arasındaki ülkelerdeki anlaşmazlıklar bazında makine sektörünün yüksek performans gösterdiği Rusya pazarının öneminin göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğunu belirtti.

Katma değer ve teknoloji odaklı hedefler doğrultusunda, teçhizat ve makine yatırımlarının çoğalmasını amaçlayan Orta Vadeli Plan’ın yurt içinde önemli bir makine talebi yaratmasını da beklediklerini belirten Karavelioğlu, “Planda yerlileşme ve teknoloji transferi içeren kamu alımları yoluyla birçok girdide yerlilik payının artırılması hedefleniyor. Son 12 ayda 33,4 milyar dolar kaynağımızın makine ithalatına harcandığı düşünülürse, planın başarı kriterinin yurtiçinde oluşacak yeni talebin yerli makinelerle karşılanması olduğu çok açıktır” dedi.

Programda yer alan bir diğer hedefin başta AB yeşil sözleşmesine uyum olmak üzere yeşil, döngüsel ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıya erişmek olmasından mutluluk duyduklarını belirten Karavelioğlu sözlerini şu şekilde ilerletti:

“Dünyada ana gündem pandemi olmasaydı, bugün iklim değişikliği daha yüksek sesle tartışılıyor olurdu. Çünkü bu konu hem dünyanın geleceğini ilgilendiriyor hem de AB için yeni bir büyüme stratejisi anlamına geliyor. Tüm dünya gibi, yerli sanayicimiz de mevcut makine parklarının büyük bölümünü endüstriyel dönüşüme uyum sağlayabilmek için yenilemek zorunda. Bu mecburiyet makinelerimize olan talebigüçlü biçimde artıracaktır. Türkiye’nin Makinecileri yatırım ve faaliyetlerini bu öngörüyle planlamakta, makinelerimizin geçirmekte olduğu teknolojik evrime destek olacak işbirliklerine giderek artan bir önem atfetmektedir.”