Kur Değişimlerinin Sanayide İthalat Üzerindeki Etkisi

27.3.2021 12:06:33

Geçtiğimiz hafta başında Fed Başkanı Jerome Powell'ın Wall Street Journal (WSJ) ‘da yaptığı açıklamalar doların sert yükseliş göstermesine sebep oldu. Yurt içi piyasa kapanışında 7.40-7.42 aralığında seyreden dolar/TL açıklamanın ardında 7.58 ile Aralık ayından bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

Bildiğimiz gibi kur değişimleri sanayi sektöründe ithalatçıları ve ihracatçıları etkileyen faktörler arasında başı çekmektedir.

Geçtiğimiz Ekim ayından beri başlayan yükselme doları bir dönem 8.5 liraya kadar getirmiştir.

Bu durum hammadde fiyatlarında artışa neden oldu. Üretici/esnaf hammaddeye ulaşamazken yedek parça fiyatlarında doların yükselişiyle birlikte yaşanan fiyat artışı da firmaların bazı planlarını ertelemesine sebep olmuştur.

Sanayide bir çok ürünün fiyatının yüksek olduğunu belirten firmalar bu durumun önüne geçilemediği son günlerde yurt dışı ithal edecekleri ürünleri bir süre erteleme yönünde hareket etmeye başladı.

Döviz politikaları, en başından beri Türkiye gibi “çevre, gelişmekte olan” ülkelerin ekonomisinin, özellikle de sanayisinin gelişim seyrini belirleyen en önemli değişkenlerden biridir.

Ucuz döviz tercihi, birçok sektörde olduğu gibi, sanayiyi de dışarıdan borçlanmaya teşvik etmiştir. Böylece sanayi işletmeleri ucuz döviz döneminde büyümekle beraber, son yıllarda artan döviz fiyatları karşısında dövizle borç stoklarının TL karşılıklarının hızla yükselmesi sonucu, başka tür bir daralmayla karşı karşıya kalmış, borç/özkaynak oranlarının yüzde 150’lere kadar yükselen bir sorunu yaşamaya başlamışlardır.

Döviz kuru politikası, buz dağının görünen yüzüdür. Kur politikalarının, diğer unsurlarla da uyumlu olması gerekir, bu durumun kendi başına sanayiye yön verici olması önlenmelidir. Türkiye’nin, iç tasarruflarını daha çok kullanan, yatırımlarını sanayiye daha çok odaklayan, yeni teknolojiler uygulayan, ithalatı olabildiği kadar ikame edebilen, yerli ürün kullanımını teşvik eden, döviz kazandıran, bütün bunları yaparken kar dağılımında daha adil olan yenilikçi bir büyüme ve sanayileşme düzenine ihtiyacı var. Kur politikasının da bu düzenle çelişmeyen bir tarzda uygulanması gerekir.

Son olarak değinmek isteriz ki;

Sert fiyat hareketlerinin olduğu dönemlerde uzmanlar da firmaları ‘sakin’ olmaları konusunda uyarıyor. Yönün tam belli olmadığı dönemlerde firmaların kredili ve panik işlemlerden uzak durmaları gerekiyor. Yine birikimlerinin tamamını dövizde tutmak yerine bir miktar nakit bulundurmanın yatırımcılara hem düşüş hem de yükseliş trendlerinde hareket alanı sağlayacağı söyleniyor. Döviz  yatırımlarına kısa vade yerine orta ve uzun vadeli bakılmasının yatırımcıların yararına olduğu ise altın kural olduğunu hatırlatmak isteriz.